Ana içeriğe atla

Kuytu

Ellerim titriyor.
Söylenecek çok söz var.
Susuyorum.
Küfrün bini bir para halbuki içimde.

Düşünceler içinde kalabalık adımlar atıyorum rüzgarı yararak. Sırtlandığım onca düşünce yüzünden kamburum, kendimi bildiğimi sandığımdan beri. Çoğu akşam sırtımı yasladığım o bankta tartıyorum yine doğruyu yanlışı. Düzene oturtamadığım onca oluşum içinde berrak sularda yüzemiyorum her zamanki gibi. Baş ağrılarım, göz kapaklarımı ağırlaştırıyor yavaş yavaş.

Tanrı tükürüyor yüzüme bir yandan. Islanıyorum. İnancımdan geriye kalanlar hayallerimi kıran düşüncelerden ibaret olsa gerek. Yoksa Tanrıyı ağlatırdı parmak uçlarım. Mecalim yok gibi.
Yüzlerce olgu arasında söze dökülen onlarca cümle bir kere bile kesinlik ifade edemezken konuşmak istemiyorum. 2+2' nin bile 4 etmediğini bilerek nasıl konuşabilirim. "anladım ki" ile başlayan ders almalı cümlelerimin gerçeklik paylarını hesaba katmadan benimsememin ardından başka bir durumda elime verilen doğrularım, karşımda duran yanlışlarımla daha fazla nasıl konuşabilirim ki?

Hah! Şimdi de kızıyorum kendime. Ayrıntılar arasında yanlışı bulup düzeltmeye çalışarak beynimi kemiren fareleri daha da acıktırıyorum sadece. Kasma.

Gidip geliyorum böyle. Aynı düzlemde her gün yol katediyorum böyle. Başta adım adım, daha sonra sürünerek...

Neden bu kadar zorluyorum?
Neden hayatımı dibi tutana kadar ısıtıp, dibi tutan tenceremi kazıyorum?



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Monotonlaşan günlerden uzak

Bugünleri özlemeyecek kadar çok sokacağım artık hayatıma.Bugün monotonlaşan günlerden uzak!
Bir sene önce muhabbetlerimiz aynı , mekanımız merdivenlerdi bizim.Ancak uzun soluklu bir ara vermiştik bu konuşmalarımıza.Bırakın bu konuşmaları ilişiğimiz tamamen kesilmişti bizim.Son zamanlardaki konuşmalarımız ise özelliğini büyük ölçüde yitirmişti.Ancak bugün o solmakta olan çiçeği tekrar suladık biz...

Çoğu insan aslında atmayan bir kalbe sahip olduklarının farkında değiller.Herbiri teker teker teslim olmuşlar olağanlıklara.O kadar normal karşılamışlarki kendi normalliklerini , sorgulamamışlar ne yapıyorum diye.İnsan büyük ölçüde teslim olmuş bu düzene.Uçları yok etmiş kafasında , çoğunluğun seçtiğinin de bir uç fikir olduğunu unutarak.Kendiyle çelişmiş kısaca yaşamı boyunca.Çoğunun gözünden kaçan şey gerekliliklerin sürekli istekleri erteletmesi.Peki ya soruyorum bu kadar çok yakınan varken hayattan neden kimse harekete geçmiyor?Sorumluluklar yüklenmiş hepimizin sırtına.Yollarımızı şaşı…

Ufkabakan

Bilmiyorum, bütün kusurları örttüğü için seviyorum geceyi belkide. Yüzümün çizgilerini gizlediği için.
Tüm fikrimi, benliğimi, düşüncelerimi su yüzüne çıkardığı için belkide...
Kim bilir?

Kafa'm bi dünya

Merhabalar;
Blogger olma yoluna başkoymamı , geç de olsa keşfettiğim güzel bir dergi ile resmiyete dökmek istedim.Öncelikle bu dergiyi nasıl bulduğumu anlatmak istiyorum.Malum okul durumum nedeniyle okuduğum şehir ile oturdugum şehir arasında bir kaç yıl savrulmak zorunda olan bir kızım.Yine bir İstanbul yolculuğumda , Harem'de inip Beşikta'a giden iskeleye giderken köşede gördüğüm küçük büfeye başka bir şey almak için gitmiştim.Sol tarafı süsleyen bir çok dergi kapağı arasında daha ilk girişimde gözüme çarptı bu KAFA.Belki dikkatimi çekmesinin sebebi kapağındaki Özgecan'dı.Ya da bir önceki basımında kapağına Hrant Dink'i koyduklarını hatırlamamdı.Evet önceden de görmütüm ama yeltenmemiştim almaya.Aslında bu sefer de öyle olmuştu.Alacağımı alıp çıkmıştım büfeden.45 gece vapuru için dışarıda dakikalar sayarken , karşıya geçtiğimde arkadaşımla buluşacağım için içimde biriktirdiğim heyecanımı vapurda boş boş dalgalara bakarak dizginleyemeyeceğimi farkettim.Bir şeyle meşg…